Okuduğum Montaıgne'nin ''Denemeler'' adlı kitabında bulunan ''Bitki ve İnsan'' adlı denemenin konusundan etkilendim ve konusu hakkında düşüncelerimi paylaşacağım
İnsanları büyütmek bitki büyütmek gibidir aslında. Tarımda ekim yapmadan önce yapılan işler kolay fakat ekim yaptıktan sonra yapılan işler zor ve emek gerektirdiği gibi bence insan büyütmek ve yetiştirmek de öyledir. Bitki filiz verdikten sonra onu düzenli olarak sulamak ve düzenli, detaylı ve şekilde bakmak, onunla ilgilenmek gerekir aynı insanlarda bu şeklidedir bence. Çocuk doğduktan sonra onu terbiyeli, saygılı şekilde büyütmek onunla çok iyi şekilde ilgilenmek gerekir. Bitkilerle ilgilenmezseniz verim sağlamaz ve ölür. İnsanlarda bu şekildedir. Onlarla ilgilenmeyip onlara terbiye vermezseniz aynı bitkiler gibi verimsiz bir evlat yetişmiş olur ve topluma yarar vermek yerine zarar vermiş olunur.
Bu blogdaki popüler yayınlar
En Tehlikeli Spor
Herhangi bir insana gidip ''En tehlikeli spor nedir?'' diye sorsak muhtemelen futbol der. Çünkü insanlar çoğunlukla futbol seyreder ve futboldaki yaralanmaların onu en tehlikeli spor yaptığına inanır. Fakat bana göre en tehlikeli iki spordan birisi dövüş, bir diğeri ise motorsporlarıdır. Ama bu ikisi arasından motorsporları bence daha tehlikelidir. Dövüş sporlarında kırık, kafa travması gibi olaylar görülse bile bence en tehlikeli spor o değildir. Bunu söyleme nedenim ise motorsporlarında çok yüksek hızlarda araçlar kullanılması. Örneğin MotoGP ve Formula 1 gibi sporlarda araçların hızları saatte 300 kilometrenin üstüne çıkıyor ve bu hızlarda bir kaza yapmak gerçekten çok ölümcül olabilir. Formula 1 yarışçılarından olan Kevin Magnussen 2019 yılında Kanada Grand Prix'de yaptığı kaza sonucu 54 g kuvvetine maruz kalmıştır. 54 g kuvveti demek kendi ağırlığının 54 katı kadar bir ağırlık demektir. Magnussen yaklaşık 68 kilo olarak bilinir ve 68 kilonun 54 katı kadar yan...
Özgüven ve Empati
Can, kalabalık ortamlarda konuşması gerektiği zaman sürekli olarak heyecanlanır, özgüven eksikliği olduğu için fikirlerini kimseye söyleyemez çünkü yanlış bir şey söylerse herkesin onunla dalga geçeceğini düşünürdü. Bu düşünce gün geçtikçe daha da güçleniyordu. Bir gün Can'ın arkadaşlarından Abdulkadir, Can ile dalga geçmek yerine empati kurup Can'ın bulunduğu duruma kendisini koydu ve böyle bir durumda nasıl hissedeceğini düşünüp arkadaşına yardım etmek istedi. Can ilk kez birinin onu dinlediğini fark etti. Abdulkadir 'Sakin olmalısın, başkalarının düşünceleri seni ilgilendirmez' diyerek ona özgüven kazandırdı. Can, arkadaşı Abdulkadir'in tavsiyelerini dinleyerek kendine başkalarının düşüncelerini takmamaya başladı ve yavaş yavaş daha özgüvenli biri oldu.
Yorumlar
Yorum Gönder